Anasayfa / Arkeoloji / Nasıl Yapıldıkları Henüz Tam Açıklanamayan Antik Çağa Ait 10 Bilimsel Teknoloji (Bölüm 1)

Nasıl Yapıldıkları Henüz Tam Açıklanamayan Antik Çağa Ait 10 Bilimsel Teknoloji (Bölüm 1)

Geçmişteki rahatsız edici araştırma ve uygulama kısıtlamalarının, bilimsel ve teknolojik yetersizliklerin bugün olmayışıyla hızla ilerleyen günümüz teknolojisinin ulaşılabilecek en yüksek seviyeye geldiğini sanıyoruz. Oysa uzanabildiği kadar uzak geçmişe ait, antik çağ icatlarının keşiflerini sıkça yapmakla kalmıyoruz; şimdi kolayca ulaşabildiğimiz bilgi ve elimizin altındaki son teknoloji ürünü modern ekipmanlar olmadan böyle icatları nasıl yapmış olabileceklerine hala akıl sır erdiremiyoruz.

10. Bilinen ilk kimyasal silah: Rum Ateşi

Aslında bir Yunan terimi olarak orijinal adı “sıvı ateş” fakat “Game of Thrones” dizisinde de aynı terim kullanıldığından bir ayrım yapmak gerekiyordu. Seride de “sıvı ateş” olarak kullanılan silah, esasen Bizans İmparatorluğu’nun düşman gemilere karşı kullandığı “Rum ateşi”nden geliyor. MÖ 5. yüzyıldan 1453’e kadar olan bir süreçte bu silahın kullanıldığı gemiler, patlamalarla çok çabuk alev alarak batmış. Biz onu İstanbul’un fethinin gecikmesinin en başlıca sebeplerinden biri olarak okuduk, öğrendik. Bu silahın çıkardığı yangınların en büyük özelliği suyla söndürülememesi ve hatta suyla daha da alevlenmesiydi. Söndürmek için gemilerin büyük miktarlarda kum, sirke ve idrar taşımaları gerekiyordu. Bileşiğin içerik tarifi, hiçbir zaman yaygın bir bilgi haline gelmedi. Sadece Bizans kraliyet ailesindeki belirli kişiler tarafından biliniyordu. Ancak birebir olmasa da içeriğine dair bilgilerimiz ışığında “Rum Ateşi”nin neye benzediğini aşağıdaki videodan görebilirsiniz.

9. Lazerin atası: Arşimed Işını

Herkes Arşimed’i duymuştur; hani şu “evreka” diye bağırarak hamamdan çıplak vaziyette sokağa fırlayan, suyun kaldırma kuvveti yasasını bulan mucit. Peki kaç kişi aynalarla gemileri tutuşturduğunu biliyor? Aslında aynayla da değil, bir bölük askerin çok iyi cilalanmış kalkanıyla… M.Ö. 212’de Arşimed’in doğup yaşadığı, Sicilya’daki Yunan kent devleti Syracuse, Roma İmparatorluğu donanması tarafından kuşatılmış. Arşimed, bir bölük askerin kalkanlarını güneş ışınlarını yansıtacak biçimde konumlandırıp, donanmanın üzerine yönlendirmiş. Kilometrelerce ötedeki Roma gemilerini bu sayede yakmayı başarmış. Louisville Üniversitesi Tarih Profesörü Robert Temple’ın araştırmaları Arşimed’in sadece astronomi, matematik ya da tıpla ilgilenen bir filozof değil; aynı zamanda döneminin yüksek teknoloji savaş silahlarını üreten bir bilim insanı olduğunu gösteriyor. Arşimed’in “optik” hakkında gelişmiş bilgilere sahip olduğu ve bu hikayenin de bir mit olmadığı ortaya çıktı. Discovery’de yayınlanan ünlü “Efsane Avcıları” belgeselinde Adam Savage ve Jamie Hyneman, ABD Başkanı Barack Obama’nın da çok merak ettiği bu olaya açıklama getirmek üzere 300 aynayla aynı deneyi tekrarlasalar da; değil bir donanma bir sandalı dahi tutuşturmakta başarılı olamadılar. Fakat 2005’de MIT öğrencileri, Arşimed’in ardında bıraktığı talimatları birebir uygulayarak San Fransisco’da bir gemiyi tutuşturmuşlar. Aynı deneyi, 1973’de Yunanlı bilim insanları gerçekleştirmişler ve yaklaşık 100 metre açıkta duran bir tekneyi yakmayı başarmışlar. Bu işlem sadece üç dakika sürmüş.

8. Evrensel panzehirin kaynağı: Mithridatium

Bu iksirin Pontus Kralı VI. Mithridates tarafından icat olunduğu söylenir. Ancak Roma İmparatoru Nero’nun kişisel doktoru tarafından rafine edilerek (arıtmak, inceltmek), geliştirilmiş. Stanford Üniversitesi tarihçilerinden Prof. Adrienne Mayor’un “Rum Ateşi, Zehirli Oklar, Akrep Bombaları. Antik Dünyanın Kimyasal ve Biyolojik Savaşı” adlı çalışmasında Mithridatium; her türlü zehirle mücadele etmeye muktedir bir formül olarak tanımlanıyor. Profesör Mayor’a göre; orijinal kimyasal bileşimi kayboldu ve artık bilinmiyor. Sovyetler Birliği’nin üst düzey biyolojik silah araştırmacısı Sergey Popov bir zamanlar bu formülü yeniden yapmayı denese de başarısız olmuş. Diğer bazı araştırmacılar, formülün bilinmeyen diğer pek çok şeyle birlikte; afyon, doğranmış engerek yılanı, diğer zehirlerin bir kombinasyonuyla elde edildiğini iddia ediyorlar. Adrienne Mayor bu araştırmayı yaparken hayatına ve efsanesine duyduğu hayranlıkla sonrasında “Mithridates: Zehirlerin Kralı” adlı bir roman kaleme almış.

7. Metaldeki ebru sanatı: Şam (Damascus) Çeliği

“Game of Thrones” dizisinde Valyrian Çeliği olarak geçen bir başka antik icat daha… Aristo’nun dahi bahsettiği yaklaşık MÖ. 400-300 yıllarından beri “Wootz” adı verilen ham çelikten imal edilen bu kılıçlar; hem çok sağlam, hem inanılmaz keskin, hem de son derece esnektiler. Çeliğin yapım tekniği, Osmanlı’nın çöküş dönemine girdiği 18. yüzyılda aniden kaybolmuş. Sırrı ancak elektronik mikroskop altında incelendiğinde ve nanoteknolojinin yardımıyla ortaya çıkıyor. Onu özel kılan, yapımı aşamasında kullanılan kimyasal maddelerin oluşturduğu reaksiyonun kuantum düzeyinde gerçekleşmesi… Bugün bilindiği kadarıyla yapılan uygulamada, paslanmaz çelik ve karbon çeliği tabakalar halinde üst üste konulup dövülüyor. Katlanıyor ve tekrar dövülüyor. Bu işlem en az 500 kez tekrarlandıktan sonra bükülüp bıçak ve kılıç haline getiriliyor. Uygulanan bu işlemin diğer bir özelliği çeliğin görünümünde oluşturduğu desenler. Bu desenler iki ayrı vasıftaki çeliğin karışımından meydana geliyor. Desenlerin görülür hale gelmesi ise asit uygulamasıyla mümkün. Söylentilere göre; en usta demircilerin elinden çıkan Şam çeliği kılıçlar, kırılmadan ucu kabzasına değene kadar bükülebilirmiş. İpek kumaşı havada kesebilecek kadar keskin ve Haçlıların demir zırhlarını bir darbede ikiye bölecek kadar da sağlam olurmuş. Yine söylentilere göre; Şam çeliği yapılırken kesinlikle demir suya değdirilmez, her dövülüşten sonra üst üste dizilmiş taze hayvan postunda söndürülürmüş. Yine bazı rivayetlere göre; bu kılıçlar, hayvan postu yerine, esir düşmanların bedenlerine saplanarak soğutulurmuş. Son 60 yılda çeliğe olan ilgi giderek arttığından mütevellit, bugün dünyanın en fazla Şam çeliği üreten ülkesi ABD. Ancak Avrupa’da çok az sayıdaki bazı ustaların gerçek Şam çeliğine en yakın ve en güzel desenleri ürettiği biliniyor.

6. Esnek ve kırılmaz cam: Vitrum

Tarihte üç farklı kaynakta geçiyor. Petronius adındaki bir cam ustası, İmparator Tiberius’a kırılsa da orijinal haline geri dönebilen bir kavanoz sunar. Tiberius bu keşfin, altın ve gümüşün değerini düşürmesinden korktuğu için Petronius’u idam ettirir. Edebiyat ve siyaset tarihinde Genç Plinius olarak adlandırılan romalı edebiyatçı ve senatör tam anlamıyla doğru olmayabileceğini de belirterek aynı hikayeyi tekrarlar. 200 yıl sonra bu hikayenin yeni bir versiyonunu Romalı tarihçi ve kamu görevlisi Cassius Dio tarafından ortaya konuyor. Dio, çıplak elle kırılmış camı eski haline döndürebilen bir tür büyücüden bahsediyor. Fakat bu kişinin adından hiç bahsetmiyor. Kırıldıktan sonra bir camın parçalarını bir araya getirmenin nasıl mümkün olabileceğini kimse bilmiyor elbette. Günümüzün mevcut teknolojisi böyle bir şeyin yakınına dahi yaklaşabilmiş değil. 2012’de Corning adlı bir şirket, Güneş enerjisi kollektörlerinin yapımında kullanılan “Willow Glass” adında çok esnek bir ürünün tanıtımını yaptı. Fakat bu ürün dahi kırıldığı taktirde orijinal haline geri dönemiyor.

Dikkatinizi Çekebilir...

Röportaj – Patara’da Tarih Yeniden Yazılıyor

‘Patara Kazıları’nın bu yıl 30’uncu yıl dönümü. Kazı Başkanı Prof. Havva Işık, bölgedeki çalışmaların tüm …

Nuh’un Gemisi Raporu: Gövdeyi Gördük Ve Arkeolojik Çalışma Başlatılmalı

AĞRI’nın Doğubayazıt ilçesinde 42’nci Turizm Haftası nedeniyle düzenlenen konferansta konuşan belgesel ve film yapımcısı Cem …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Watch Dragon ball super