Anasayfa / Arkeoloji / Türkiye / Prusias ad Hypium Antik Kenti Bölgenin Tarihine Işık Tutuyor

Prusias ad Hypium Antik Kenti Bölgenin Tarihine Işık Tutuyor

Düzce’de “Karadeniz’in Efes’i” olarak bilinen Prusias ad Hypium Antik Kenti’ndeki tiyatro bölümünde süren kazı çalışmalarında gün ışığına çıkarılan eserler, bölgenin tarihine ışık tutuyor Kazı Başkanı ve Konuralp Müze Müdürü Önemli: “Burası zengin ve görkemli bir antik kent. Burası Batı Karadeniz’in, kazısı yapılan tek antik tiyatrosudur”DÜ Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Okan: “Kazı ekibi özverili bir çalışma yaptı. Ekibimiz büyük bir iş başardı. Görkemli yapının bir kısmını ortaya çıkardılar”

Bitinya Bölgesi’nin ayakta kalan tek antik kenti olma özelliği taşıyan ve “Karadeniz’in Efes”i olarak bilinen “Prusias ad Hypium”da süren kazılar, bölgenin tarihini gün yüzüne çıkarıyor.

Konuralp Mahallesi’nde, “Prusias ad Hypium” adlı bölgede antik tiyatro, at figürlü kapı, surlar, su kemerleri ve Roma Köprüsü yer alıyor.

Halk arasında “40 Basamaklar” adıyla da bilinen 100 metre uzunluğa, 74 metre genişliğe sahip antik tiyatronun yarım daire biçimindeki oturma alanı, aslan pençesi figürleriyle süslenmiş basamakları, kemerli geçitleri ve sahnesinin bir bölümü bugünlere kadar ulaştı.

Bu yıl yaklaşık 2 ay önce, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Düzce Valiliği, Düzce Üniversitesi (DÜ) Arkeoloji Bölümü, Konuralp Müze Müdürlüğü ve Düzce Belediyesi’nin destekleriyle tiyatro bölümünde başlayan kazılar, devam ediyor.

Prusias ad Hypium ile ilgili görsel sonucu

Kazılan bölgede bulunan orkestraya giden 15 metrelik koridor, oturma bölümleri ve seyirci girişlerinin mükemmel dizaynı ve özenle inşa edilmiş olması, kazı ekibinin yüzünü güldürüyor.

– “Görkemli bir antik kent”

Kazı Başkanı ve Konuralp Müze Müdürü Züleyha Kartal Önemli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu yılki kazılarla tiyatro bölümünün biraz daha belirgin hale geldiğini söyledi.

Bu yılki çalışmaları Batı Parados Girişi’nin önünde devam ettirdiklerini, burada tünel girişinin ön kısmını açtıklarını anlatan Önemli, buranın ziyaretçilerin tiyatroya giriş yaptığı kısım olduğunu, buraya sonradan inşa edilmiş bir yapılaşma bulunduğunu, onun üst kısmını temizleyip açtıklarını ve çalışmalarda orkestra alanına doğru ilerlediklerini bildirdi.

Bu yıl çalışmaların çok güzel gittiğinin altını çizen Önemli, şöyle konuştu:

“DÜ’den hocalarımız da bize ciddi destek verdi. Çalışmalarımızın tamamını burada devam ettireceğiz. 2018 yılı için ayrı bir alanda, bu alanını devamında çalışmayı düşünüyoruz. Arkeolojik kazılar, uzun süreçli kazılardır. Tiyatronun bir anda ortaya çıkmasını beklemiyoruz. Burası zengin ve görkemli bir antik kent. Burası Roma Dönemi’ne bağlı olduğu zamanlarda, zengin bir dönem olduğu görülüyor. Buradaki tiyatro bunu gösteriyor. Burası Batı Karadeniz’in, kazısı yapılan tek antik tiyatrosudur.”

– “Ekibimiz büyük bir iş başardı”

DÜ Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Emre Okan da bölgenin o dönemlerde kentin en görkemli yapılarından biri konumunda olduğunu anlatarak, bu görkemin kentin inşa edildiği dönemdeki zenginliğin göstergesi olduğunu vurguladı.

Tiyatronun kazılan bölümünün üzerinde, tiyatro yapıldıktan 150 yıl sonra yeni bir yapılaşma gördüklerini aktaran Okan, şunları kaydetti:

“Tiyatronun malzemelerinin, mimari parçaların da kullanıldığı duvarlar ortaya çıktı. Şu an duvarların bulunduğu yeri ortaya çıkardık, bu tabakaları izinleri ve belgelemelerinin ardından kaldırıldıktan sonra aşağıya doğru inmeye devam edeceğiz. Kazı ekibi özverili bir çalışma yaptı. Ekibimiz büyük bir iş başardı. Görkemli yapının bir kısmını ortaya çıkardılar.”

– “Oldukça görkemli bir tiyatro ile karşı karşıyayız.”

DÜ Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Bilir ise tiyatronun 15 bin metrekarelik bir alana yayılmış durumda olduğu bilgisini vererek, “Sahne binası 50 metre uzunluğunda, tiyatro oturma sıraları ise 75’e 100 metre boyutlarında. Buradan hareket edersek oldukça görkemli bir tiyatro ile karşı karşıyayız.” ifadelerini kullandı.

Kentin, özellikle Roma Dönemi’nde en yüksek refah düzeyini yaşamış olduğunu düşündüklerini belirten Bilir, şöyle devam etti:

“Bunu da o dönemde basılan sikkeler ve üzerindeki betimlemelerden anlıyoruz. Kent Melen Çayı’nın sulamış olduğu bereketli bir ovaya sahip, zaten kentin ismi de yine Melen Çayı’ndan gelmekte. Böylesine büyük bir kentte, böyle büyük bir tiyatronun olması hiç şaşırtıcı değil. Bu kent günümüzde İstanbul ve Ankara gibi iki metropol kentin ortasında bulunmakta. Dolayısıyla bu eşsiz konumu ile de hem arkeoloji hem de turizm açısından önemli.”

Milliyet 26.09.2017

Dikkatinizi Çekebilir...

Hazar Gölü’nde “Batık Şehir”

Elazığ‘ın Sivrice ilçesindeki Hazar Gölü’nde bulunan ve halk arasında “Batık Şehir” adıyla bilinen tarihi yerleşim …

İki Fransız Araştırmacı İle Deneysel Arkeoloji

Fransa Ulusal Araştırma Ajansı (CNRS) Arkeoloji ve Etnoloji Araştırma Merkezi (MAE) Müdürü İsabelle Sidera ile Tarih Öncesi ve Teknoloji Laboratuvarı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Watch Dragon ball super