Anasayfa / Arkeoloji / Van Kalesi Höyüğünde Hedef: Urartu Sonrası

Van Kalesi Höyüğünde Hedef: Urartu Sonrası

Tarih kaynaklarında Urartu, Asur, Med gibi medeniyetlere başkentlik ettiği belirtilen Van kalesinde bir süredir, İstanbul Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Erkan Konyar başkanlığında kazı çalışmaları yürütülüyor.
Kazı çalışmalarında Mardin Artuklu Üniversitesi’nden akademisyen Bülent Genç ve Marmara Üniversitesi Eski Çağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kemalettin Köroğlu da yer alıyor.

Prof. Dr. Kemalettin Köroğlu’nun İlk Ziyareti
Van kalesinin kuzeyinde yer alan höyükte yapılan kazı çalışmalarına ilişkin açıklamalarda bulunan Marmara Üniversitesi Eski Çağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kemalettin Köroğlu, “İlk defa Van kalesine, Van bölgesine 1984 yılında dördüncü sınıf öğrencisi iken geldim. O gün bugün Urartu çalışıyoruz. Urartu’yla ilgili çok sayıda yayın yaptık, yurt içinde yurt dışında kongrelere katıldık. Van bölgesinde, işte bu Van kalesi projesi, Dilkaya projesi ve diğer projelere katıldık, araştırmalarda yer aldık ve şu anda da Van kalesi höyüğündeki çalışmaların ekip üyesiyim, Doçent Erkan Konyar ile birlikte çalışıyoruz.” dedi.

Dönemin Sivil Halkının Yaşam Şekli
Höyükte yaptıkları kazılarda, kalede yaşayan seçkin kesim dışında kalan sivil kesimin ve orta tabakanın yaşam şeklini öğrenmeye çalıştıklarını söyleyen Prof. Dr. Köroğlu, devamında:
“Şimdi bu Van kalesini biliyorsunuz, önemli bir kısmı ayakta, Urartu’dan başlayan bir süreç, Osmanlı dönemine kadar devam etmiş, aradaki bütün silsileler var. Biz bunları duvar işçiliklerinden, orada kullanılan malzemelerden ayırıyoruz. Ama bilmediğimiz bir şey var; o da, bu Van kalesi höyüğünün, kuzeyindeki bu höyükte, sivil halkın yaşadığı, ya da Kral olmayan, orta tabakanın bir şekilde ikamet ettiği kesimde hayat nasıldı, bunu bilmiyoruz. Çünkü gördüğünüz gibi burada bir höyük var. Kerpiçten yapılmış evler yıkılmış ve burası bir toprak yığınına dönmüş.” şeklinde konuştu.

Van’da Kimler Yaşıyordu?
Höyükteki kazının bir diğer amacının kimlerin yaşadığı konusunda bilgiye ulaşmak olduğunu belirten Prof. Dr. Köroğlu, devamında şöyle konuştu:
“Şimdi yavaş yavaş, arkadaşlarımla gördüğünüz gibi ellerinde fırçalarla, malalarla, süpürgelerle ayıklıyoruz. Sağlam kalan kerpiçlerin izlerini takip ederek, biz bu evleri ve mekânları bulmaya çalışıyoruz. Bu evlerin ve mekânların kimler tarafından nasıl inşa edildiğini, kimlerin burada yaşadığını anlamaya çalışıyoruz. Bu hikâye çok önemli, çünkü burada üst üste, tunç çağından başlayarak ortaçağa kadar devam eden bir silsile var. Burada toprak yığınları altında yani kalede, duvardaki şeritlerden ayırdığımız tarihsel süreci farklı farklı uygarlıkları burada bu toprak ve moloz yığını altında ayıklayarak çıkarmaya çalışıyoruz. Fakat kalede görmediğimiz birçok ayrıntıyı, daha çok halkın hayatı ile ilgili ayrıntıyı burada görüyoruz.”

Bilinenler Değişmeye Başlıyor
Urartu ve dolayısıyla Van tarihiyle ilgili bilgilerin höyükteki kazı çalışmalarında daha bir netlik kazanmaya başladığını söyleyen Prof. Dr. Köroğlu, şöyle konuştu:
“Geçtiğimiz yıllarda Erkan Konyar ve arkadaşları bu doğu kesimde çalıştılar, Urartu dönemine ait birkaç tane ev ortaya çıkardılar. Daha önce de yapılan kazılarda evler ortaya çıkmıştı. Yeni yapılan kazılarda, Urartu döneminde, tarihini bilemiyoruz ama bir saldırı olabilir, bir başka afet olabilir, bir şekilde buranın yıkıldığını ama aynı insanların yerleşmeyi yeniden inşa ettiklerini gösterdi. Yani bu çok önemli, çünkü biz şimdiye kadar Urartuların 850’de kurulup 600 yıllarına kadar yaklaşıp kesintisiz bir hayatları olduğunu, buranın egemeni olduğunu düşünüyorduk. Bütün bulgular onu gösteriyordu. Ama şimdi bakıyoruz ki arada, bir dönemde yerleşmeleri yıkılmış, deprem, yangın, saldırı, hepsi olabilir ama bir dönem de büyük zarar görmüş bu insanlar ve sonradan bütün yerleşmeyi planlayarak inşa etmişler.”

Tarihi Yapıların Tespiti
Edinilen bu bilgilerin yanı sıra yerleşkedeki tarihi yapılarla ilgili olarak da tespitlere ulaşıldığını anlatan Prof. Dr. Kemalettin Köroğlu, “Şimdi bu bilgileri öğreniyoruz, sonra işte bir evde şu çıktı, bir evde bu çıktı, o zaman hangi görevleri yaptıklarını öğrenmiş oluyoruz. Bir tapınak kalenin en tepesinde var, höyükte de bir kutsal mekân olabileceğini söylediler arkadaşlar, belli değil, çok netleşmedi, ama bir özel mekân var. O mekân diğer yapılardan ayrı. Daha özenli.” dedi.

Urartu Dönemi Sonrasına Ait Yeni Bir Hikaye
Van ve bölge tarihi açısından çok önemli bir çalışma yürütüldüğünü ve özellikle Urartu sonrasını ortaya çıkarmaya çalıştıklarını vurgulayan Prof. Dr. Köroğlu, şu bilgileri verdi:
“Van Kalesi Höyüğü çalışmasının bir başka ilginç ve bölge tarihi için de yeni kısmından da söz etmek istiyorum. Biz Urartuları tanıyoruz, bu bölgede ilk defa yazıyı kullandılar ve günümüze ulaşan çok sayıda yazılı belgeleri var. Aşağı yukarı bine yakın yazılı belge kaldı onlardan günümüze. Bir kısmı uzun metinler bunların, tek satırlık olanlar var. Ama bütün bunlarla ilgili bir hikâye ortaya çıktı, yani Urartu uygarlığı var, işte Doğu Anadolu’ya kentleri getiriyorlar. Kentleri kuruyorlar, drenaj sistemleri yapıyorlar. Banyo mekânları, tuvaletleri var, vs. Bir gelişmiş mimari var. Sivil halkın yaşadığı konusunda da işte bu höyükte yeni yeni bilgiler elde ediliyor. Urartu sonrası herkesin merak ettiği bir konu… Peki, Urartulardan sonra ne oldu? Şimdi bu gördüğünüz toprak yığınları içinden çıkıyor. Yani bu toprak yığınları onunla ilgili bir hikâyenin tüm ayrıntılarını veriyor. Bununla ilgili başladık yeni çalışmalara, şimdi burada birbirinden farklı kerpiç duvarlar bulduk, küçük mekânlar, küçük buluntular… Şimdi biz Urartu sonrasına ait yeni bir hikâyeyi, daha ayrıntılı bir Van bölgesi tarihi yazmaya başladık. Sadece bir medeniyetin değil, çok medeniyetlerin de bu bölgeye geldiğini öğrenmeye başladık. Bu çok önemli ve yeni bir şey! Şimdilik isim koyamıyoruz, maalesef bu moloz yığınları içinde onların kerpiç duvarları çıkıyor, küçük çanak-çömlekleri çıkıyor, bizim şimdilik öncelikli olarak anlamamız gereken, bunların kaç tane uygarlık olduğu, ilk tespiti bunda yapacağız. Yani Urartu sonrasında kaç medeniyet buraya gelmiş? Bunların çünkü kullandıkları malzemeler birbirinden farklı, önce onu bulacağız. İkinci adım da, eğer şanslı isek bir çalışmanın bir yerinde bir yazılı belge bulacağız, o zaman onların adlarını öğreneceğiz. Yazılı belge yoksa isim koymak zor. Ya da kaynaklardan bakacağız ve diyeceğiz ki Perslerden sonraki izler şunlardır, Büyük İskender’den sonraki izler şunlardır diyeceğiz. Tartışacağız, konferanslar yapacağız. Kaynakları sorgulayacağız, ama bu uzun solukludur. Yani bu basamak basamak gidecek.”

Deneyimli Ekip İle Çalışmalara Devam
Tarihle ilgili kazı çalışmalarının uzun soluklu çalışmalar olduğunu örnekleyerek ifade eden Marmara Üniversitesi Eski Çağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kemalettin Köroğlu, herkesin bu konuda sabırlı olmasını istedi.
Van kalesinde yürütülen kazı çalışmalarında çok deneyimli bir ekibin çalıştığını ve önümüzdeki yıllarda çok ayrıntılı bir Urartu tarihi yazacaklarını anlatan Prof. Dr. Köroğlu, şunları bildirdi:
“Şimdi herkeste bir heyecan var, işte gelip soruyorlar, “bir şey buldunuz, nasıl sonuç çıkacak, ne zaman bitecek?” diye, şimdi bu kazılar uzun soluklu kazılardır, bir bölgede 50 yıl, 100 yıl sürüyor. Truva kazıları 100 yıldır devam ediyor. Boğazköy kazıları, Vikinglerin başkentinde, ona yakın süre, çok uzun süre devam etti. Kayseri Gültepe kazıları var, 50 yıla aşkındır devam ediyor ve bir yerleşmenin dokusunu öğrenmeye çalışıyorlar. Şimdi Van bölgesinde bu çalışmaların çok kesintisiz ve uzun devam etmesi gerekiyor. Ki biz bütün Van tarihini, bölgenin tarihini, Doğu Anadolu’nun tarihini ayrıntılı olarak öğrenelim. Bu bölgeye başka yerlerden gelen uygarlıkları, kendi içinden çıkan uygarlıkları anlayalım. Yani bu uzun soluklu bir iştir. Ama her yıl heyecan verici, küçük de olsa yeni şeyler öğreniyoruz. Çünkü bizim ekip, çok deneyimli bir ekip. İçinde farklı farklı alanlarda çalışan uzmanlar var, farklı alanlarda yetişmiş uzmanlar var. Çanak-çömlek uzmanı var, kerpici çok iyi tanıyan uzmanlar var. Madeni bulgularda ve yazılı belgelerde çalışan uzmanlar var. Yani bu bölge tarihini çok çalışmış kişiler var. Dolayısıyla bu ekibin farklı uzmanlık alanlarından bir araya getireceğimiz bilgilerle, buradan çıkan yeni verileri değerlendireceğiz. Ve inşallah önümüzdeki yıllarda çok daha ayrıntılı Urartu tarihi yazma şansımız olacak. Urartular sonrasında neler olduğunu yazma imkânımız olacak.”

21.08.2018 PRESTİJ HABER

Dikkatinizi Çekebilir...

İznik’te 3 farklı Döneme Ait Üst Üste Yapılmış Yollar Tespit Edildi

İznik’te tarihi surlardan biri olan İstanbul Kapı bölümünde geçen yıl başlatılan kazı ve restorasyon çalışmaları …

Kurul Kalesinde Yeni Eserler Çıkmaya Devam Ediyor

Doğu Karadeniz‘de bulunan ve tarihi 2 bin 300 yıla dayanan Ordu Kurul Kalesi‘nde, 2010’dan bu yana …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Watch Dragon ball super